boş

s. is. ve zf.
1. 空的, 瘪的: \boş kutu 空箱子 \boş şişe 空瓶子
2. 空白的: Bu kâğıt yazılı, boş bir kâğıt ver. 这是一张写过字的纸, 请给我一张白纸。
3. 空缺的; 无人的: \boş sokak 空荡荡的街道 Affedersiniz, bu yer boş mudur? 对不起!这儿有人吗?Bu dairede bir sekreterlik boş. 这个机关空着一个秘书的位子。
4. 空闲的, 闲暇的: Boş zamanlarımı eski ve yeni yazarların en iyilerini okumakla geçirirdim. 我的业余时间都花在阅读古今名家的作品上。Boş zamanlarda kuş tutma, avlanma köy yaşamını bir kat daha tatlılaştırır. 闲来打鸟、捕猎, 使农村生活平添了一层乐趣。O sene çok içine çekilmiş, daima boş vaktini kütüphanede geçirmişti. 当年他非常内向, 总是在图书馆打发业余时间。
5. 闲置的: \boş arsa 空地 \boş gemi 空船 \boş toprak 荒地 Boş odanız var mı? 您这儿有空房间吗?Bu ev iki aydır boş. 这所房子空了两个月了。
6. 有空的, 无事的: Bu gün sabah boşum, gelebilirsin. 今天上午我没事, 你可以来。
7. 失业的: Zavallı adam bir yıldır boştur. 这个可怜人失业已经有一年了。
8. 转́ 空洞的, 不合实际的; 无益的: \boş düşünce 空想 \boş lâkırdı 空话, 废话 \boş söz 空话
9. 转́ 无知的: Onun öyle konuşmasına bakmayın, çok boştur. 他爱怎么说就怎么说, 不用理他, 他很无知。
10. 转́ 徒劳的: \boş çabalar 徒劳的努力 Bir kimse kötülük etmeye karar verdi mi, siz kendinizi savunmak için ne kadar uğraşsanız boştur. 如果一个人要想算计你, 那你是防不胜防。
11. 转́ 空虚的, 无意义的: \boş hayat 空虚的生活
12. (目光)呆滞的, 无神的, 漠然的: \boş gözler 呆滞的目光
13. 离异的, 被休掉的(妇女)
14. (绳子等)松驰的, 未绷紧的
◇ \boş atıp dolu tutmak (或 vurmak) 歪打正着 \boş bırakmak 使空无一人 \boş bırakmamak 1) 帮助, 资助, 救助 2) 使有工作, 使忙碌 \boş \boş gezmek 闲逛, 东游西逛: Bu adam şurada burada boş boş gezen serserinin biridir. 他不过是一个东游西逛的无赖。\boş bulunmak 1) (无意)失言: Boş bulundum, yardım etmeye söz verdim, oysa mümkün değil. 我失言答应帮助他, 可这是不可能的。Bir an için boş bulunmuş, karşısındakini üzecek konulardan bahsetmişti. 他一时失言, 谈到了对方的伤心事。 2) 出乎意料, 缺乏准备 3) 走神, 心不在焉: Boş bulunarak vaz mı geçtiniz? 你心不在焉的, 难道放弃了不成?\boş çıkmak 1) 空无一物: Ama kavanozun içi boş çıkınca Alice'in çok canı sıkıldı. 但是, 罐子里是空的, 艾丽丝感到很扫兴。 2) 落空, 无结果, 一无所获: Ben birkaç gündür arıyorum, birkaç yerlere başvurdum, boş çıktı. 我找了好几天, 问了好多地方, 但毫无结果。Gerçi bu işte oldukça paramız gitti, ama yine de boş çıktığımız sayılmaz. Tecrübe kazandık. 虽然我们在这个事情上花了相当多的钱, 但是还不能说我们是一无所获, 我们获得了经验。 (Eli 或 kolu) \boş dava gütmek 瞎折腾, 做无谓的努力 \boş dönmek 无功而返, 空手而归 \boş durmak 失业; 不干活, 不工作: Ali'nin hiç boş durduğu yoktu. 阿里没有不忙的时候。İş güç yoksa insan boş durmaktan sıkılır. 没事做闲呆着让人烦。\boş durmamak 1) 忙碌: Gece güdüz okuyor, hiç boş durmuyordu. 他日日夜夜看书, 一点儿空闲也没有。 2) 做出反应, 给以回应 \boş düşmek 旧́ (女人)被休: Eskiden önemsiz bir nedenle kadın kocasından boş düşermiş. 从前妇女往往被丈夫以一个没什么大不了的理由休掉。\boş geçmek 不在乎, 不在意, 当耳旁风, 不理睬 \boş geçmiş bin yıllar 虚度的光阴, 虚度的年华 \boş gezenin \boş kalfası 无所事事的人, 失业的人: Boş gezenin boş kalfası olarak ortada gezmek olmaz. 这样整天没事闲逛可不行。\boş gezmek 失业, 无所事事, 闲逛 \boş gözlerle bakmak 目光漠然地注视: Babam, kuvvetli bir darbe yemiş gibi şaşkın, boş gözlerle bakakaldı. 爸爸像受了沉重的一击, 目光呆滞。\boş gürültü 瞎吵吵 \boş inan (ç) 迷信 \boş kafalı 愚蠢的, 无知的 \boş kâğıdı 旧́ 休书 \boş kalmak 1) 无人居住: Ev boş kaldı. 房子没人住。 2) 失业 \boş keseden atmak 瞎吹, 胡说 \boş kile dipsiz ambar 1) 空无一物的仓库 2) 穷光蛋 3) 没用的工作, 无效劳动 \boş konuşmak 说废话, 说空话 \boş koymak 1) 放松缆绳 2) 同意, 认可 3) 撤离 \boş küme 数́ 空集 \boş küp 俚́ 无知的人 \boş lâf etmek (或 katmak) 说空话 \boş olmak 1) (绳索、链条等)处于松弛状态 2) 旧́ (女人)被休: Boş ol (或 olsun) . 旧́ 你被休掉了!\boş olmamak 并非空穴来风 \boş oturmak 闲居, 无所事事, 空闲: Ambalâjları bağlayıcı işçiler boş oturuyorlar. 打包的工人们都闲待着。\boş vermek 1) 放松缆绳 2) 俚́ 不在乎, 不在意, 当耳旁风, 不理睬: Boş ver. 没关系, 别在意!Ben böyle şeylere boş veririm. 这种事我不在乎。Filimcidır, palavrasına boş ver! 他是个骗子, 他的谎言你可别当真!\boş yere 1) 徒然, 枉然, 白白地, 无益地, 徒劳地: Sahibi eşeği boş yere beslemek istemiyormuş. 主人不想再白白地养活他的这头驴了。Unuttun mu, kaç prens bu uğurda, boş yere canlarına kıydı. 你忘了吗?已经有几个王子为此白白地送了命。 2) 不应该地, 不适当地: Bu sözleri duyunca terzinin aklı başından gitmiş. Üç oğlunu da evden boş yere kovduğunu anlamış. 一听这些话, 裁缝大吃一惊, 立刻意识到他错怪了三个儿子。\boş yerine vurmak 击中某人的肋部 \boş zaman ilgileri 业余爱好 \boşa almak 1) 开除, 辞退, 解职 2) 搁置 3) (建筑)支撑 4) (汽车)使非耦合 \boşa çıkmak (希望、设想等)落空, 无结果: Ümidimiz boşa çıktı. 我们的希望落空了。Yahu bugün de boşa çıktık, bir para alamadık. 唉!我们今天又白忙活一场, 一个子儿也没弄到。\boşa gitmek (付出的劳动、金钱)落空, 无结果: Ertesi sabah kral iz aramak üzere adamlarını dışarı yollamış; fakat emek boşa gitmiş. 第二天早晨, 国王派人出去找线索, 但是一无所获。\boşa harcamak 浪费, 挥霍 \boşa kürek çekmek (或 sallamak) 白费力气: O çok kurnazdır; kan alacak damarı bilir; boşa kürek çekmez. 他很狡滑, 有办法, 从不白费功夫。\boşu \boşuna 毫无必要地, 毫无益处地, 徒劳: Boşu boşuna on gün iş peşinde koştu. 全白费了10天劲找工作。Bir iş yapamadığın gibi o kadar parayı da boşu boşuna harcadın. 你一事无成, 又白白地浪费了那么多的钱财。\boşunu almak 1) 把绳索拉紧 2) 转́ 废话少说; 剔除话语中不真实的部分
◆ Boş başak dik durur. 瘪穗子挺得直; 一瓶子不响, 半瓶子咣荡。Boş çuval ayakta durmaz. 空袋子立不住; 人要有价值才可立足。Boş eşek yorga gider. 无官一身轻。Boş fıcı çok langırdar. 一瓶子不响, 半瓶子咣荡。Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir. 义务劳动胜于无所事事; 劳动可以治懒。Boş torba ile at tutulmaz. 舍不得孩子套不住狼; 没有利益笼不住人心。Boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz. 左右为难, 一筹莫展, 无计可施, 黔驴计穷。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • Bos — Pour les articles homonymes, voir Bos (homonymie) …   Wikipédia en Français

  • Bos — Saltar a navegación, búsqueda Para otros usos de este término, véase Orquesta Sinfónica de Bilbao. ? Bos Pareja de gaures ( …   Wikipedia Español

  • BOS — animal et ad agriculturam utile est, vide supra, ubi de Aratro: et homini in cibum cedit. Apud Athenienses tamen Bove vesci aratore nefas: ut constat ex Aeliano, Var. Histor. l. 3. c. 14. et Varrone l. 2.R. R. c. 5. ubi hic, Bos, inquit, socius… …   Hofmann J. Lexicon universale

  • Bös — ist der Familienname folgender Personen: Dieter Bös (1940–2004), österreichischer Wirtschaftswissenschaftler Mathias Bös (Luftfahrt) (1902–1974), deutscher Luft und Raumfahrtmanager Mathias Bös (Soziologe) (* 1962), deutscher Soziologe Siehe auch …   Deutsch Wikipedia

  • bos — ⇒BOS(S), (BOS, BOSS)subst. masc. [Aux États Unis et au Canada, et familièrement en France] Patron. Les gros boss de la compagnie Richelieu et des chantiers maritimes (G. GUÈVREMONT, Le Survenant, 1945, p. 229) : • Ses hommes [de Brunier,… …   Encyclopédie Universelle

  • bös — [bø:s]: vgl. ↑ böse. * * * bös 〈Adj.〉 = böse * * * bös <Adj.>: ↑ böse (1 b, 2, 3, 5). * * * Bos   [lateinisch], Gattung der …   Universal-Lexikon

  • bos — bȏs prid. <odr. ī> DEFINICIJA 1. koji je golih stopala [ (obuti) na bosu nogu obuti bez čarapa (obuću kao sandale i sl.); nosi se na bosu nogu (za obuću kao što su japanke i sl.)]; bosonog, neobuven, opr. obuven 2. koji nema potkova;… …   Hrvatski jezični portal

  • boš — bȍš prid. <indekl.> DEFINICIJA reg. ekspr. uzaludan, beskoristan, prazan SINTAGMA boš laf prazan, isprazan govor; boš posla koješta, uzalud ETIMOLOGIJA tur. boş …   Hrvatski jezični portal

  • Böß — ist der Familiennname folgender Personen: Gustav Böß (1873–1946), deutscher Politiker Willy Böß (1896–?), deutscher Fußballspieler Siehe auch Böss Diese Seite ist eine Begriffsklär …   Deutsch Wikipedia

  • boş — BOŞ, boaşe, s.n. (pop.) Testicul. – lat. bursa. Trimis de valeriu, 13.09.2007. Sursa: DEX 98  PUNGA BOÁŞELOR s. v. scrot. Trimis de siveco, 23.11.2007. Sursa: Sinonime  boş s. n., pl. boáşe …   Dicționar Român

  • Bos — Bos, prop. n. [L., ox, cow.] (Zo[ o]l.) A genus of ruminant quadrupeds, including the wild and domestic cattle, distinguished by a stout body, hollow horns, and a large fold of skin hanging from the neck. [1913 Webster] || …   The Collaborative International Dictionary of English

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.